Blog

Günce...
28 Ekim 2013

Kimseye Benzemezdi Lou Reed….

||
0 Comment
|

Evet, kimselere benzemiyordu Lou Reed.

Çok genç yaşta müzik dünyasına getirdiği yeniliklerin haddi hesabı yoktu. Çevresini zamanının en önemli ve naif adamları çevirmişti. Herşeyi tahmin edilemez bir dil ile ele alıp hafızalarında uçurmuştu insanları. 

Velvet Underground ile coşup, Andy Warhol’un kanatları arasında, devrinin müzizyen ve dinleyicilerine özellikle daha karizmatik, naif ve şık çalışmaların doğallıkla ortaya çıkarabilen yegane isimlerden biriydi, hatta başlarını çekiyordu diyebiliriz. Bu şıklığın sebebi herşeyden önce o özel adamdı. Uzun müzik kariyeri sırasında da çevresine kendisi gibi ve kendisine benzeyen diğer insanarı mıknatıs gibi çekmişti. Bir önemli faktörde hepimizin daha ilk Lou Reed anlarında farkettiği gibi, biraz fazla akıllı bir adam ve müzisyendi.

Üniversite yıllarımda bir VHS kaset vardı elimde Lou Reed ile ilgili. Transformer’in hazırlanışı ve kaydıyla ilgili o belgeseli birçoğumuz izlemiştir herhalde. Prodüktörler David Bowie ve Mick Ronson’un Lou Reed ile ilgili düşünceleri ve kayıtlar sırasında izlenen “strateji” ile ilgili müzisyenlerle ve hepsinden önemlisi Reed ile yapılan röportajlar ,bu gerçeküstü adamın doğasını ve çalışma tarzının güzelliğini  ortaya çıkaran bir belgesel. Kaçırılmaması gereken bir bir an, bir anı. Şarkıları önce kendi başına akustik gitarla  çalıp hikayesini anlattıktan sonra kayıt belgeseli aynı şarkının kayıt sürecini ve prodüktörlerin katılımlarını gösteriyor. Tarif edilemez bir keyif.

Bu belgeselin bir noktasında, gençliğinde Andy Warhol’un kendisine devamlı “you’re lazy, you’re so lazy”, fırçasını basarak onu nasıl devamlı ve giderek daha iyi çalışmalar yapmaya zorladığını hatırlatıyor.  Bu sahne akıllardan çıkacak gibi değil…

Lou Reed entellektüel gelişimini hiç ara vermedi,Václav Havel ile olan büyük dostluğu da bunun en özel örneklerinden biridir. Bu dostuluğun başlangıç anı ile Rock’n Roll dünyasında uçuk bir dedikodu döner. New York’ta geçen. Lou Reed’in sahneden söylediği bet bir laf ile başlayan. 

Hepimizin bildiği gibi Václav Havel, Çek bir oyun yazarı ve bir aktivist olarak hayatını yaşamış ve dönemin Sovyet aleyhtarı birçok aydını gibi hapis yatmıştı. Kendisinin hapis macerası Çek özgürlük hareketinin en önemli sembolü olmuştu. 

Ne oldu Václav Havel hapisten çıktıktan bir süre sonra, Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu ve Lou Reed ile olan dostlukları sanat dünyasında bir efsane olarak. 

Lou Reed’in hayatı bu tarz insanlarla kendisini beslemek, kendini hiç durmadan geliştirmekten ibaretti. Son eşi Lourie Anderson gibi.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi de bunu başka bir önemli örneğidir.

İtalya tarihinin en önemli edebiyatçılarından biri, Beat Generation’un İtalya ve dünyadaki önemli temsilcisi, ve avangard insan ve aktivist Fernanda Pivano….

Huzur içinde yat Lou Reed. Dün haber gelene kadar “Mükemmel Bir Gün”‘dü.

|

Leave a Reply

Sevdiğimi Seçtim // UMUT ADAN, SEVDİĞİMİ SEÇTİM / GÜNEŞ
icon-download
  1. Sevdiğimi Seçtim // UMUT ADAN, SEVDİĞİMİ SEÇTİM / GÜNEŞ
  2. Güneş // UMUT ADAN, SEVDİĞİMİ SEÇTİM / GÜNEŞ